Sosyal medya içerik üreticilerine markalar tarafından tanıtım amacıyla bedelsiz olarak gönderilen ve iade yükümlülüğü bulunmayan ürünler, somut olayın özelliklerine bağlı olarak “ayni menfaat” kapsamında değerlendirilmektedir. Parasal bir ödeme söz konusu olmasa dahi, faaliyetin karşılığı veya faaliyetin yürütülmesiyle bağlantılı olarak sağlanan bu tür ürünlerin emsal bedeli üzerinden ekonomik bir değer oluştuğu kabul edilmektedir. Bahse konu husus yeni bir düzenleme ya da değişiklik olmayıp, vergi sistematiğinin esasına dayanmaktadır.
Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 37’nci maddesi uyarınca ticari kazanç, her türlü ticari ve sınai faaliyetten elde edilen gelirleri kapsamaktadır. Faaliyetin organizasyon ve süreklilik unsuru taşıması hâlinde “ayni menfaat”ler de ticari kazancın bir parçası olarak değerlendirilmektedir. GVK’nın 38’inci maddesi kapsamında ise ticari kazancın bilanço esasında dönem başı ve dönem sonu öz sermaye farkı üzerinden tespit edildiği hükme bağlanmış olup bu çerçevede faaliyete bağlı olarak elde edilen ayni değerlerin de emsal bedel üzerinden kazanca dahil edilmesi gerekmektedir.
Nitekim T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı İzmir Vergi Dairesi Başkanlığınca verilen 04.01.2023 tarihli ve 21152195-130[29-2020/3254]-7271 sayılı özelgede; sosyal medya üzerinden yürütülen tanıtım faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş, anlaşma yapılan firmalarca bedelsiz olarak verilen ürünlerin ise emsal bedelleri üzerinden ticari kazanca dâhil edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu özelgede benimsenen yaklaşım, işlemin taraflarca “hediye” olarak adlandırılmasının vergisel nitelendirmeyi değiştirmeyeceğini; tanıtım faaliyetine bağlı olarak sağlanan ekonomik değerin gelir unsuru oluşturduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.
Vergisel değerlendirmede esas olan, menfaatin ‘hediye’ olarak adlandırılması değil; sağlanan değerin ekonomik ve hukuki mahiyetidir. Faaliyet ticari nitelikte yürütülüyorsa, GVK’nın 38’inci maddesi uyarınca kazanç tespitinde nakit tahsilatla sınırlı bir yaklaşım yeterli değildir; içerik üreticisine sağlanan ayni değerler de ticari kazancın unsuru olarak dikkate alınmaktadır.
İçerik üreticisinin faaliyeti kendi nam ve hesabına değil de bir işverene bağlı olarak yürütülüyorsa ve bu kapsamda kendisine bir menfaat sağlanıyorsa, GVK’nın 61’inci maddesinde tanımlanan ücret kapsamında, hizmet karşılığı sağlanan ayın menfaat olarak değerlendirme yapılması gerekir.
Tanıtım faaliyetleri çerçevesinde edinilen bedelsiz bir ürünün iade edilmiş olması da, her durumda vergisel sonucun ortadan kalktığı anlamına gelmez; bazı hallerde vergisel sonuç, mülkiyet devrinden ziyade kullanım veya yararlanma hakkının iktisadi değerine dayanır. Örneğin tanıtım amacıyla 15 gün süreyle tahsis edilen bir aracın daha sonra iade edilmesi, 15 günlük kullanım hakkının ekonomik değerini ortadan kaldırmaz. Aynı aracın piyasa koşullarında 15 günlüğüne kiralanması hâlinde ortaya çıkacak bedel, sağlanan ayni menfaatin ölçüsüne esas alınabilecek objektif bir gösterge niteliğindedir.
Mevcut sistemde sosyal içerik üreticileri bakımından GVK’nın mükerrer 20/B maddesinde düzenlenen istisna rejimi uygulanmaktadır. Bu rejimde, faaliyet kapsamında elde edilen hasılatın Türkiye’de kurulu bankalarda açılan özel hesap üzerinden tahsil edilmesi ve banka tarafından yüzde 15 oranında tevkifat yapılması esası benimsenmektedir. Toplam hasılatın 2026 yılı için 5,3 milyon TL olarak belirlenen istisna hadlerini aşmaması hâlinde, banka tarafından yapılan yüzde 15’lik kesinti nihai vergileme niteliği taşımakta ve ayrıca yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmemesi söz konusu olabilmektedir.
Bu noktada önem kazanan husus, hasılatın yalnızca nakit ödemelerden ibaret olmadığıdır. PR kapsamında gönderilen ve iade edilmeyen ürünlerin emsal bedeli de, faaliyetin bir parçası olarak kabul edilmesi hâlinde toplam hasılatın hesabında dikkate alınabilmektedir. Dolayısıyla nakit tahsilatlarla birlikte ayni menfaatlerin rayiç/emsal bedelleri de, 2026 yılı için geçerli istisna hadlerinin hesabında dikkate alınabilmektedir. Örneğin istisna belgesine sahip bir içerik üreticisine 2026 yılı içinde farklı markalar tarafından tanıtım karşılığı toplam 4 milyon TL nakit ödeme yapılmış ve ayrıca emsal bedeli toplam 1,5 milyon TL olan çeşitli ürünler gönderilmişse; toplam hasılat 5,5 milyon TL’ye ulaşmış sayılmaktadır. Toplam hasılatın 2026 yılı için geçerli istisna hadlerini aşması sebebiyle, mükerrer 20/B kapsamında istisnadan yararlanılamaması ve genel esaslar çerçevesinde yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi gündeme gelebilmektedir. Bu aşamadan sonra vergileme, genel gelir vergisi tarifesi hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir.
Eğitmenlerimizden, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Vergi Başmüfettişi Anıl Bilen tarafından aşağıda link’leri sunulan makalelerde de konunun detayları yer almaktadır.
AJANSLARLA ÇALIŞAN SOSYAL MEDYA FENOMENLERİNİN VERGİSEL YÜKÜMLÜLÜKLERİ
SOSYAL MEDYA FENOMENLERİNİN GELİR VERGİSİ MATRAHI VE BEYAN SÜRECİNE YÖNELİK DERİNLEMESİNE BİR ANALİZ